İPEK YOLU, TÜRKİYE

İPEK YOLU, TÜRKİYE

ViraNatura ile bu yıl yeniden İpek Yolu güzergâhında Türkiye'yi karış karış gezdik. İnsanı tekrar tekrar çağıran bu rotayı bir kez daha görmek yine muhteşemdi.

Rotamız geçen yılkiyle hemen hemen aynıydı, ama bu yıl çok daha uzundu. Nevşehir'den yola çıkıp Doğu Anadolu'yu keşfettik, oradan Karadeniz'e uzandık ve ardından Mezopotamya'nın düzlüklerine vardık. Muhteşem topraklar, muhteşem bitkiler.

Bu yıl mevsim birkaç hafta geriden geldi. Ovit Dağı'nda geçen yıl Muscari armeniacum ile dolu tarlaları gezdiğimiz yerlerde bu yıl metrelerce kar vardı. Geçen yıl gördüğümüz bazı bitkilerle bu yıl karşılaşamadık; ama bu topraklar mevsim ne olursa olsun hep bir şeyler saklar insana, çoğunlukla soğanlı bitkiler. Soğanlı bitkiler cenneti bu coğrafya.

Her gelişimde bu topraklar, dağlar, yollar ve nehirler beni büyülüyor ve sanırım bu hayatım boyunca böyle sürecek. Tur başından sonuna muhteşemdi, ama bu yıl kalbimi asıl çalan yer Tunceli'deki Munzur Vadisi oldu. Belki on, belki on iki yaşındayken, her zaman olduğu gibi bitkilerin peşinden koşan babamın ardında bu vadiyi ilk kez ziyaret etmiştim. O gezinin anısı hâlâ zihnimde taze ve bunca yıl sonra aynı yere dönüp aynı hissi yakalamak — saf, sade bir sevinç. Vadi insanı içine çekiyor. Yol boyunca beş metrekarelik alanda dip dibe büyüyen çok sayıda orkide türüyle karşılaştık: Dactylorhiza, Orchis, Ophrys, Cephalanthera… Ama vadinin tartışmasız yıldızı, lokal endemik bir bozkır bitkisi olan Tchihatchewia isatidea idi. Aynı bölgede yıllar önce resmini yaptığım Paeonia mascula'yı da görme şansımız oldu.

Bu yılki tur her bakımdan benim için geçmişe yolculuk gibiydi. Gezinin ilk gününde Iris sprengeri umuduyla Aksaray'a gittik ve bu güzel endemik tür, tüm ihtişamıyla Hasan Dağı'nın yamaçlarında çiçek açmıştı. Bu türü doğal ortamında ilk kez görüyordum — paha biçilemez bir andı. I. sprengeri'yi 2017'de Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nde (NGBB) görmüş ve resmini yapmıştım. O illüstrasyon, suluboya tekniğini adım adım anlattığım çalışmalar arasında defalarca kullanıldı ve yakında çıkacak olan Botanical Illustration from Life kitabımda da yer alacak.

I. sprengeri illüstrasyonunu galerimde görebilirsiniz; kitapla ilgili gelişmeleri de buradan takip edebilirsiniz.

Yolda karşımıza çıkan bir diğer bitki Gundelia tournefortii'ydi. Hemen yanı başında inanılmaz bitkilerle çevrili olduğundan grubun pek ilgisini çekmedi; ama benim kalbimi aldı. Çünkü Curtis's Botanical Magazine için resmini yaptığım ilk bitkiydi. Curtis's Botanical Magazine, Cilt 30, Bölüm 2, Temmuz 2013'te yayımlandı.

Ve elbette Iris iberica subsp. elegantissima. Eskizlerini tamamlamam iki yıl süren, resmini ancak 2018'de bitirebildiğim ve kitabımda da yer verdiğim bu güzel türle yeniden karşılaştık. Son yıllarda birbirimizi sık sık bulur olduk sanki.

Bitki bolluğu açısından hangi yıl daha iyiydi, karar vermek gerçekten zor. Bu yıl mevsim geç olduğundan geçen yılki birçok türü göremedik; ama buna karşılık, geçen yıl göremediğimiz pek çok tür en güzel halleriyle her yerdeydi. Fritillaria michailovskyi bunların başında geliyordu. Geçen yıl da gittiğimiz aynı noktaya, Kars civarına, bu yıl da gittik. Her iki yılda da çiçeklenme zamanını yakaladık — ama bu yıl inanılmazdı. Her yerdeydi, gerçekten her yerde. Aralarında yürüyecek boşluk bulamıyorduk neredeyse. Bütün gün fotoğraf ve video çektim, kendimi durduramadım.

Palandöken Dağları'nda Fritillaria alburyana'yı görünce de aynı büyülenmeyi yaşadım. (Hangi Fritillaria türü favorim diye sorsalar seçmekte çok zorlanırdım; ama Fritillaria persica'yı görür görmez maraton koşucusu edasıyla yamaçlara tırmanmaya başladığımı da itiraf etmeliyim. Sanırım hepsine aynı derecede bayılıyorum.) Hemen çevrede Fritillaria caucasica ve Iris stenophylla ile devam eden fotoğraf ve video coşkusu, telefonumun bir anda bozulmasıyla noktalandı — o gün çektiğim her şeyi kaybettim. Turun benim için en şanssız anıydı. Ama tüm görüntüler gitse de, güçlü rüzgara inatla direnen o bitkileri zihnime kazıdım.

Turun bir diğer yıldızı Iris peshmeniana'ydı. Tepeleri grup grup kaplayan, sapsarı parıldayan çiçekler… Cennetin böyle bir yer olduğuna inanıyorum. Kendimi kaybettiğim anlardan biriydi.

İki haftada böylesine uzun bir rotayı tamamladık ve gördüğümüz türlerin sayısı sayılamaz. Her birini ve onlarla geçen anları tek tek anlatmaya kalkışsam bu yazıyı asla bitiremem. Zaten hayatta bazı anlar var ki anlatmak yetmiyor — bizzat orada olmak gerekiyor. Belki bir gün birlikte gider görürüz.