Konumuz Resimli Türkiye Florası projesi; üzelik projenin en zorlu gruplarından biri olan çiğdemler için artık son dönemeceye geldik. 3. Cilt için bu cinsin son çizimlerine yaklaştıkça heyecanımız ve şevkimiz de kat kat artıyor.
Türkiye’de yaklaşık 138 taksonu bulunan bu devasa ve karmaşık cins grubu, hem biz ressamlar hem de betimlerini hazırlayan değerli hocalarımız için ciddi bir zorluğ teşkil etti. Tüm bu çabaya rağmen yaklaşık 110 taksonun resmini tamamlamış olmak bizim için gerçekten büyük bir mutluluk. Bu resimleri hazırlayan değerli bitki ressamlarımız Kezban Sayar Yağız, Nadiye Gezmiş, Rachel Mollman ve Sema Niğdeli’nin yetenekli ellerini öper; bilimsel katkıları için Osman Erol ve Almıla Çiftçi’ye tebriklerimi şimdiden iletirim.
Elbette iş henüz bitmedi. Son resimler üzerine yoğun bir tempoyla çalışıyoruz; üstelik yalnızca bu cins grubu değil, 3. Cildin tamamı artık bitiş çizgisine yaklaştı.
Projede yer alacak suluboya resimler için geçtiğimiz yıllarda pek çok arazi çalışması yapıldı; canlı bitki örnekleri ressamlara ulaştırıldı ve resmedildi. Hatta, Dünya’nın en büyük çiğdem koleksiyonlarından birine sahip olan İstanbul Üniversitesi Albert Heilbronn Botanik Bahçesi, Diyanet’e devredilmeden önce bu canlı koleksiyondan da bolca çizim yapıldı. Ancak nadir ve kısa ömürlü bitkilerin canlı örneklerine ulaşmak her zaman mümkün olmuyor; bu yüzden projede teknik kalem olarak çizilecek pek çok takson herbaryum örneklerinden hazırlanmakta. Tam da bu nedenle, flora ressamlarımızdan Rachel ve sanat editörü sıfatıyla ben, geriye kalan taksonların tip örneklerini görmek üzere IPK Gatersleben Herbaryumu’nu (Leibniz Institute of Plant Genetics and Crop Research, Almanya) ziyarete geldik.
Canlı bitki örneklerinden çalışmaya alışkın biri olarak bu ziyaret benim için farklı bir deneyimdi: yıllar içinde toplanmış, kurutulmuş ve itina ile saklanmış kuru bitki örneklerini görmek ve resmetmek için yola çıktım. Sayısız kuru örneğin bulunduğu bu herbaryumda çalışmanın kendine özgü bir tadı var; garip bir dinginliği, hoş bir kokusu. Canlı bitkiden çalışırken en gerçek halini görürsünüz; pres bitkiden çalışmak ise bir bulmacayı çözmeye benziyor. Tüm kısımları milimetrik hassasiyetle çizerken, gerekirse mikro-skop altında incelerken, neredeyse iki boyuta indirgenen bu örnekleri zihinsel olarak üç boyutlu canlı formuna dönüştürmeye çalışmak hem zorlu hem de bir o kadar keyifli. On günlük bu kısa ziyarette bu kadar taksonu kuru materyalden resmetmeye çalışırken Rachel’in ve benim bulduğumuz keyif tam da bu.
Herbaryum çalışmalarının yanı sıra, IPK’nin sayısız araştırma tarlaları ve seralarıyla kuşatılmış bu küçük kasabada sakin bir çalışma ortamının tadını da çıkarıyoruz. (Gerçekten de kasabada yalnızca bir market, bir pastane ve bir dönerci var — o kadar!) Arazi çalışmalarının dağ ve orman yeşilinden çok farklı bir yeşillik bu. Neyse ki burada çalışan genç araştırmacılarla tanıştık; yoksa kocaman bir enstitüde neredeyse yapayalnız çalışır gibiydik. Bu tür ortamlarda sosyalleşmenin ne denli önemli olduğunu bir kez daha anladık.
IPK’de geçirdiğimiz bu süre içinde Resimli Türkiye Florası 3. Cilt için şu taksonların çizimlerini tamamladık: C. schneideri, C. romuleoides, C. mediotauricus, C. fauseri, C. abracteolus, C. berytius, C. kangalensis, C. ponticus, C. tauri, C. yatagensis, C. stevensii, C. ionopharynx, C. akkayensis, C. incognitus, C. caelestis ve C. mersinensis.
Yalnızca çiğdemler değil; bu ciltte yer alan orkideler, süsenler ve pek çok diğer karmaşık geo-fitin resimleri de tamamlandı. 3. Cildin bitimini müjdeleyen haberi çok yakında paylaşacağız. Üstelik yalnızca 3. Cilt değil; eş zamanlı olarak sürdürülen diğer on iki ciltte de pek çok taksonun resmi hazırlanıyor. Bu arada size bir müjde daha:
World Flora Online (www.worldfloraonline.org) kapsamında da yer alan Resimli Türkiye Florası’nın web sitest yayında!