İLK TANIŞMA: XISHUANGBANNA, ÇİN

15 Mart 2015
İLK TANIŞMA: XISHUANGBANNA, ÇİN

Yunnan Bölgesi, Çin

Xishuangbanna’ya çok uzun ve dolambaçlı bir yolculuğun ardından vardığım. Yunnan Bölgesi’nin en güneyine doğruilerledikçe manzara değişmeye başladı. Hava yumuşadı, bitki örtüsü yoğunlaştı ve her şey yavaşça daha nemli, daha canlı bir hâl aldı. Herşeyin bana egzotik ve farklı olduğu başka bir dünyaya adım atmıştım.

Kaldığım küçük köy olan Menglun, mütevazı büyüklüğüne karşın derin bir karaktere sahiptir. Burada yaşam yavaş akar; ancak Çin’in o kalabalık ve hareketli enerjisini hissetmemek de mümkün değil tabiiki. Köyün kalbinden Luosuo Nehri geçer — hem araziyi hem de gündelik yaşamın ritmini şekillendiren, geniş ve dingin bir nehir. Sabahın ilk saatlerinde suyun yüzeyini hafif bir sis kaplar, gün ağırırken ise gökyüsünün bütün alacalı renklerini ayna gibi yansıtır.

Her sabah, nehir boyunca radyosunu yanınna almış tai chi yapan köyün yaşlılarını görebilirsiniz. Hareketleri yavaş ve bilinçlidir; yanı başlarındaki sessizce akan devasa nehir ile tam uyum içinde. Biraz ötede sisin içinde silüetlerini güçlükle seçebildiğiniz balıkçılar, kayıkları suyun üzerinde süzülürken, ağlarla balık avlar. Bu yalın, tekrar eden ritüeller güçlü bir süreklilik duygusu verir — bu yere derinden kök salmış bir aidiyet hissi.

Burada olağanüstü bir topluluk ruhu var. Akşamları birçok yerde voleyboy oynayan, dans eden insanları görebilirsiniz, her biri farklı kuşaktan, yaşlısından gencine bir arada. Bu, hem sağlamlaştıran hem de cömert hissettiren ortak bir yaşam ritmidir.

Xishuangbanna Tropikal Botanik Bahçesi ise incecik tel bir köprü ile Menglu’na bağlanmış, nehrin hemen diğer yanınada yer alan bir yarım-ada’da yer almakta. Bahçeye girmek başka bir boyuta adım atmak gibidir. Menglun’a haraket, karmaşa, ses hakimken, köprünün diğer tarafına geçtiğinizde, sadece kuş sesleri ve yaşamın tüm canlılığı ile karşı karşıya kalırsınız.

Bahçe’de binbir çeşit bitkiyi bir arada görürken, bir çok yerde dingin göller ve bu göllerin üstünde yürümenize imkan veren yollar ile karşılaşırsınız. Yine sabahın sisi bu göllerinn sadece yüzeyisini kapladığında ortaya çıkan manzara gerçekten eşsiz. Su her yerdedir; gökyüzünü, yaprak örtüsünü ve değişen ışığı yansıtır. Köyün canlılığından bahçenin durgunluğuna geçiş hem anlık hem de derinden hissedilen bi dönüşümdür.

Bahçenin içinde, orada çalışanların konaklaması için, yoğun bitki örtüsüyle çevrili mütevazı bir yerleşke vardır.  Ben de burada kaldım. Orada yaşamak, bu yeri farklı bir biçimde deneyimlemememi sağladı — böcek ve kuş sesleriyle uyanmak, erken saatlerde bastıtan nemi hissetmek ve ışığın yeşilin katmanları arasında süzülüşünü izlemek. Bahçede geceleri yürüyüşlerimde karanlığın sayısız ateşböceğiyle canlanışını hiç unutmayacağım; onların yumuşak ışıkları havada durmaksızın titreşiyor, sanki manzaranın kendisi nefes alıyordu. Ormanın derinliklerinde güzel bir beyaz sülünle karşılaştığım o beklenmedik ve neredeyse gerçekdışı anı da unutmam mümkün değil. Bu bölge subtropikal yağmur ormanlarının bir parçasıdır; ne var ki orijinal ormanların büyük bölümü zamanla kauçuk ağaçlarına yer açmak için temizlenmiştir. Yine de bahçenin içinde, bu manzaranın bir zamanlar ne olduğuna — ve hâlâ ne olabileceğine — dair ender bir bakış sunan dikkat çekici bir yabani orman alanı korunmuştur.

 

Bahçenin en dikkat çekici yönlerinden biri insanlarıdır. Burası, kelimenin tam anlamıyla uluslararası bir topluluktur. Dünyanın dört bir yanından bilim insanları, öğrenciler, sanatçılar ve araştırmacılar bir araya gelmiş; her biri kendi bilgi birikimini, kültürünü ve bakış açısını da getirmiş. Özellikle aklımda kalan bir akşam yemeği var — aynı masada yirmi dört farklı ülkeden insan olduğunu neredeyse inanamayarak saydık.

Bu çeşitlilik eşsiz bir atmosfer yaratır. Sohbetler bilim ile gündelik yaşam arasında, araştırma ile ortak deneyimler arasında kolaylıkla gidip gelir. Hem entelektüel açıdan uyarıcı hem de derinden insancıl bir ortamdır.

Bir de yemekler var.

Xishuangbanna, haklı bir şöhretle, barbeküsüyle ünlüdür. Akşamlar çoğunlukla ızgara sebzeler, etler ve baharatlarla dolu bir masanın etrafında son bulur — oldukça cömert ve lezzet dolu. Öğünler hiçbir zaman aceleye getirilmez. Günün uzantısıdır, sohbetin devamıdır ve birlikte var olmanın bir başka biçimidir.

Geriye dönüp baktığımda, içimde en çok kalan şey bu zıtlıktır.

Bilimin ve yaşamın zahmetsizce bir arada var olduğu, doğanın hem incelendiği hem de içinde yaşandığı ve bir an için her şeyin derin biçimde birbirine bağlı hissettirdiği bir yerdir burası.