DOĞU’YA SEYAHAT

18 Mayıs 2021
DOĞU’YA SEYAHAT

Mayıs ayı benim için hep heyecanlı bir ay olmuştur — bitkiler çiçekte, doğa en güzel şovunu yapıyor neticede. Ama bu sene bu heyecanın üstüne bir de geçen Mayıs’ı Covid nedeniyle kaçırmış olmanın getirdiği telaş eklendi. Öyle bir telaş ki, 17 Mayıs’a kadar kapalıydık; 18 Mayıs’ta ben yollara düşmüştüm bile. Hiç beklemeden, anında.

Bu arazi çalışmasının asıl hedefi Iris gatesii’ydi. Sason’a gidecektik, Helkis Dağı’na yaklaşık bin metre dimdik tırmanacaktık ve bu muhteşem bitkiyi tam çiçeğinde yakalayacaktık; ben de resmini yapacaktım. Hayaller harika. Ama olmadı tabii — geçen sene dağlara yağmayan kar, bu sene çiçeklerin çok erken açmasına neden olmuştu. Biz tırmandığımızda Iris gatesii çoktan açmış ve solmuştu bile. Böylelikle gelecek Mayıs programım belli oldu: yine Sason.

Yol arkadaşlarım bu sefer ablam Başak — gideceğimiz bölgeleri, hangi çiçeğin nerede yetiştiğini gayet iyi bilen biri — ve Nezahat Gökyığit Botaik Bahçesi’nden (NGBB) Ramazan’dı. Ben süsen resimlerimi yapmak için yollardaydım; Ramazan ise NGBB’nin canlı bitki ve herbaryum koleksiyonları için malzeme toplama görevindeydi. Trabzon’da buluştuk ve hepimiz aşırı coşkuyla yola çıktık.

İlk durağımız, Fritillaria alburyana için Kop Dağları’ydı. Aynı gece Erzurum’a vardığımızda bu güzel bitki hemen resmedildi — elde var bir. Ertesi gün Palandöken Dağları’nda biraz oyalanarak Sason’a devam etmeyi planladık. Son kar örtülerinin kenarında harika Fritillaria kurdica ve yeniden F. alburyana ile karşılaştık. Tam Palandöken’i terk ederken Tchihatchewia isatidea’ya rastlamak ayrıca bir heyecan yarattı — kısaca uğrayıp yolumuza devam ettik.

Sason’a neşeyle giderken aniden bir inek yolun ortasına fırlamaya karar verdi. Nasıl frene basıp durabildim bilmiyorum. İnek şokta, benim bacaklarım hala titriyorken bir baktık — tam durduğumuz yerde yolun kenarı baştan başa Iris sari tarlası! Bu gezide bu türü resmetmeyi planlamamıştım, ama tarlasının içine düşünce yapacak bir şey yok. Örneklerimi aldım ve en yakın noktada, Muş’ta gecelemek üzere devam ettik. Iris sari keyifle resmedildi.

Ertesi gün doğrudan Sason’a gidip Helkis Dağı’na tırmandık. Bulduk mu? Bulamadık. 1.800 metrede tek bir çiçek bile yoktu. Geçen yıl dağa düşmeyen kar çiçeklerin çok erken açmasına neden olmuştu. Kalbimiz biraz kırıklıkla aşağı indik ve hiç oyalanmadan aynı gün Van’a devam ettik.

Van başlı başına bir hikayedir. Sağınıza solunuza, önünüze arkanıza bakın — binbir çeşit Kurtkulağı, Süsen sarmıştır. Edremit’te dört gece kaldık. Başkale yolunda mevsimin biraz erken olmasına rağmen Iris urmiensis’i çiçekte bulduk; dönüşte ise hoop — Iris paradoxa. Muhteşem! Her ikisi de en ince ayrıntısına kadar resmedildi. Sonra sıra Bahçesaray’a geldi; oraya tam bir gün ayırdık. Doğru mevsimde bu bölgeye gelirseniz yumrulu bitkiler sizi sarıp sarmalar — biz doğru zamandaydık. Iris caucasica da resmedildi, ancak yapmış olduğum eskizlerin tam bir tablo için ne kadar yeterli olacağından emin değildim; resme başlayınca bakacaktım artık. Irislerin yanı sıra etrafımız Tulipa humilis, farklı formlarda Fritillaria kurdica, F. minima ve F. minuta, Puschkinia scilloides, P. bilgenerii ve efsane Colchicum kurdicum ile doluydu. Bu topraklar tek başına sayfalarca anlatılacak bir yer. Colchicum kurdicum’ungönlümde ayrı bir yeri vardır, onunda eskizlerini bu arazi çalışmasında yaptım.

Bu gezide sahada göremediğim tek tür Iris barnumiae’ydi. Ben otel odasında diğer türler üzerinde çalışırken Başak ve Ramazan, Van’ın başka bir güzel köşesinden bulup bana getirdiler. Onu da resmettim.

Van Gölü kıyısında son bir günbatımının ardından, topladığımız tüm bilgi, eskiz ve anılarla birlikte eve dönüş yolculuğu başladı. Bu anıları unutmamak için kısa bir film hazırladım: Doğu’ya Seyahat. Tüm sahneler yolculuğun sırasına göre dizilmiş ve burada adı geçen her bitki filmde yer alıyor. İyi seyirler!