İRİS'LERR ÇAĞIRIYOR!

21 Mart 2019
İRİS'LERR ÇAĞIRIYOR!

Kanarya Adaları’ndaki bitki turundan yorgun argın İstanbul’a döndüğümde, nihayet eve gitmeyi planlarken babamdan bir telefon geldi. İki gün sonra Güney Doğu’ya bir arazi çalışmasına gidecekmiş. Süsenler çiçekteymiş — üstelik bunlardan biri muhtemelen yeni bir alttürmüş. Resimli Türkiye Florası’nın yeni cildi için veri toplayacak, bir de bitki ressamına ihtiyacı varmış. O ben olacaktım tabii. Çok yorgundum ama arazi çalışmalarının bütün yorgunlukları anında eritip götüren özel bir büyüsü var. Eve dönmek yerine rotamı değiştirip babamın macerasına katıldım. Zaten başka bir geziden yeni döndüğüm için bavulum hazırdı — tek sorun resim malzemelerimin çok uzaktaki atölyemde olmasıydı. Neyse ki sevgili meslektaşım ve Resimli Türkiye Florası ressamlarından Deniz, kağıttan kesit aletlerine kadar ihtiyacım olan her şeyi eksiksiz bir çantaya koyup bana gönderdi. Mükemmel!

Kahramanmaraş’a uçup otelde babam ve değerli botanikçi Fatma Güneş’le buluştuk. Ertesi sabah erkenden muhtemel yeni alttür olan Iris reticulata’yı aramak üzere yola çıktık. Diğer bir botanikçi, Tolga Ok, bize yolu gösterdi. Bitkiyle buluşma anı her zamanki gibi muhteşemdi. Herkes sahaya yayıldı, harıl harıl çalışmaya başladı. Ben de çiçeklerin arasından resim için en güzel örnekleri seçip dikkatle toparladım.

Bitkiler topraktan kopunca saat başlıyor — hemen çalışmaya başlamak şart. Beni ve örneklerimi otele bıraktılar, kendileri ise başka bir tür olan Iris histrio için yola devam ettiler. Ne yazık ki örneklerimi beklemeye bırakamazdım; bu yüzden ikinci türü sahada görme fırsatını kaçırdım. Bana örnek getirdiler yine de. Günün geri kalanı bitkileri olabildiğince canlı tutmak ve ilk taslakları bir an önce yapmakla geçti.

İkinci gün Adana’ya doğru yola çıktık; yolda başka bir türü, Iris stenophylla subsp. margaretiae’yi aradık. Bildiğimiz yerde hiçbir şey yoktu. Bölgede dolandık, ama yarı yenilmiş bir yaprak bile bulamadık. Derken tam o anda şansımıza yakında bir evde oturan bir köylüyle karşılaştık. Bitkiyi tanıyormuş, dahası çok seviyormuş — o kadar ki kendi sürü hayvanlardan korumak için bahçesine özel bir çit çekmiş. Ne güzel bir insan! Bizi bahçesine götürdü ve işte oradaydılar: güzeller güzeli Iris stenophylla. Birkaç örnek almamıza izin verdi; fazla toplayamadık çünkü buradaki sayı I. reticulata kadar çok değildi. Örnekler toplandı, herbaryum örnekleri hazırlandı, hızlı bir öğle yemeği ardından Adana’ya devam ettik.

Otele varınca bizim hhocalar için dinlenme zamanı, benim için çalışma zamanı başladı. Kalem, fırça, kağıt — ve başla! Üç türü 2–3 günde bitirmek pek mümkün değildi, bu yüzden bir gün daha kalmaya karar verdim. Babam ve Fatma ayrıldıktan sonra otelde yapayalnız kalıp bütün gün resim yaptım. Gezi boyunca Instagram’da paylaşımlar yapmıştım; Adana’da olduğumu gören sevgili Bilge hemen mesaj attı, eşi Toprak’la beni akşam yemeğine davet etti. Artık yalnız değildim! Masada muhteşem bir Adana sofrası kuruldu; Bilge’ye Resimli Türkiye Florası’nın ikinci cildini imzalamayı da ihmal etmedik.

Sonunda bu arazi çalışmasını başarılı sayabilirim. Doğanın içinde olmak, bitkileri aramak, bulmak, toplamak — ve ardından pek de konforlu olmayan koşullarda çizimlerini yapmak — bir ressam için gerçekten zorlu olabilir. Ama bu seyahatte her şey mükemmeldi: üç türün de taslaklarını hazırlamayı, gerekli tüm detayları belgelemeyi ve sonradan resimleri tamamlayabilmek için yeterli veri toplamayı başardım. Bitkinin her parçasına dokundum.

Adana’dan İstanbul’a, oradan da nihayet eve... Ama tabii ki tam gitmeden Ankara’ya uğrayıp babaannemi ziyaret ettim, bolca öpüp kokladıktan sonra en nihayetinde evime varabildim. Beni 4 günlük saha çalışmasının notları ve ardından yaklaşık bir ay sürecek çizim süreci bekliyordu. Keyifli bir süreç :)